Elma şekerindeki karınca

ben düşmeden önce düzler tersti
bir ruhun bir ruhtan en umulmadık anlarda doğması gibi değildi bu ansızınlık
çıkarttı attı kalbim beni köpek gibi
tersi ,düzünden daha iyidir belki
neden yaptığım ,nasıl yaptığımın yanında hiçbir şey…
fakat belki
tersi düzünden daha iyiydi
ha jonsi?

ben düşmeden önce bastığım yerler dönerdi
ya da ben sanrılarla yaşardım
ne çok şeye aldanır ,budalaca davranırdım
sakindi fakat budalalığım
son nefesini verirken bile sakin kalabiliyorsa bir ringa balığı
işte o mümkünlük kadar mümkündü saflığım…
fakat acısı
topuk sınırından göz hizasına kadar…
bir filmde çocuk böyle vurulmuştu
filmde çocuklar böyle vurulduğundan beri dünya gerçeğini şaşırdı
düzü ters ,yüzü kir ,ciğeri is oldu
böyledir düşmek
buluttan cehenneme
ya da
anne rahminden ta toprağın içine

ben düşmeden önce kendime birebir tanıktım
tek sanığı gözlerimdi gördüğüm yalanların
fakat ben bu durumda bile dilime hakim olabildim
çünkü hem sanık hem yargıçtım
yakındı…
göğüs hizasından kulak deliğine
göbeğimdeki çukura üflenmiş bir can
insanı insanlığından utandırırdı
fakat ben bu durumda bile insanlığımdan utanmazdım

ben düşmeden önce geceleyin bir boşluğa düşer gibi uykularımdan uyanır
soğuk soğuk terler
sıcak buhranlar gibi ağlardım
soğuk ter ve sıcak gözyaşı
ne tuhaf…
fizyoloji bir yandan üşütürken bir yandan ısıtmamalı
kararlı ol…

emanet gibi dururdu
eskiden ne giysem eğreti dururdu
hiç kimse bu sana olmamış demezdi
emanet gibi durmuş demezdi
kıyafetler ve can
bende hep emanet gibi durdu
ama hiç kimse bunu anlayacak kadar boş vakite sahip değildi
ha anneciğim?

bir kazadan milyonlarca kayıpla sağ kurtulmuş gibiyim…
buna kurtulmak denirse
eski bir ev gibi
yetkili izniyle yıkılmak üzereyim…

ben düşmeden dakikalar önce bir kovan patladı şuramda
kafama doldu onbinlerce arı
sesleri beynimi yaktı
evimi yıktı
içimi yıktı
parça parça kan doldu önce gözlerim
sonra dilim boğuldu
sonra yerdeki döşeme
nasıl görüyorsam hâlâ
tavan parlıyordu…
ilk çelmeyi kendime kendim atmıştım…
gururluydum gurursuzlar kadar gururlu
zaten insan en büyük kötülükleri hep kendisi yapıyor kendine
yükseltip bir sinek kadar alçaltıyor ya sorgulamadan
zaten
sebepler ve sonuçlar hiçliğin başlangıcıydı
sekiz rekli ringa balıkları…
elma şekerine yapışmış karınca…
sinek kanatlarını koparıp fırında yakmak…
leylek yumurtaları…
çamurdan bulutlar…
şekerden gökyüzü…
gömleğinin cebindeki ağbi çakmağı…
hepsi son olarak kafamın ve kalbimin içinden geçip
karanlığa karıştı
bir yıldız hâlâ yanıp sönüyordu
senelerce yanmış
şimdi
sönüyordu
senelerce yükselmiş
şimdi…
düşüyordu.

Sayfa: bayatfilm.wordpress.com/page/4/

gaziantep evden eve taşımacılık

About

View all posts by

Bir Cevap Yazın