İŞ HAYATI

Soru:
Allah kullarına rızık kapısı açarsa, neden bazı insanlar uzun süre işsiz kalıyor, günlük karnını doyuramıyor, aç yatıp aç kalkıyor? Bu nasıl açıklanabilir?
Sorunun Detayı:
Allah kullarına rızık kapısı açarsa, neden bazı insanlar uzun süre işsiz kalıyor, günlük karnını doyuramıyor, aç yatıp aç kalkıyor? Bu nasıl açıklanabilir?
Cevap:

Allah, yarattığı canlıların muhtaç oldukları rızıkları da yaratmıştır. Bu rızık hayatın idamesi için gereken boyuttadır. Eceli gelinceye kadar kendisine takdir edilen bu rızık söz konusudur. Bu sebeple hiç kimse kendisine takdir edilen rızkını yemeden ölmez.

Bediüzzaman Hazretlerinin aşağıdaki ifadeleri konumuza ışık tutmaktadır:

“Yeryüzünde yürüyen ve kendi rızkını yüklenemeyen nice canlının ve sizin rızkınızı Allah verir.”
(Ankebut, 29/60), “Şüphesiz ki rızık veren, mutlak kudret ve kuvvet sahibi olan ancak Allah’tır.”(Zâriyat, 51/58) mealindeki âyetlerinin sırrınca, rızık doğrudan doğruya Kadîr-i Zülcelâlin elindedir ve hazine-i rahmetinden çıkar. Her bir zîhayatın (canlının) rızkı, taahhüd-ü Rabbânîsi altında olduğundan, açlıktan ölmek -diye bir şey- olmamak lâzım gelir. Halbuki, zâhiren açlıktan ve rızıksızlıktan ölenler çok görünüyor?”

Bu meselenin gerçeği nedir? Şeklinde bir soruya Bediüzzaman’ın verdiği cevap şeyledir:

“Şu hakikatin ve şu sırrın halli (çözümlemesi) şudur ki: Taahhüd-ü Rabbânî hakikattir; rızıksızlık yüzünden ölenler yoktur. Çünkü o Hakîm-i Zülcelâl, zîhayatın bedenine gönderdiği rızkın bir kısmını ihtiyat için şahm ve içyağı suretinde iddihar (depo) eder. Hattâ bedenin her hücresine gönderdiği rızkın bir kısmını, yine o hücrenin bir köşesinde iddihar eder; istikbalde, hariçten rızık gelmediği zaman sarf edilmek üzere bir ihtiyat zahîresi hükmünde bulundurur. İşte, bu iddihar edilmiş ihtiyat rızık bitmeden evvel ölüyorlar. Demek o ölmek rızıksızlıktan değildir. Belki sû-i ihtiyardan tevellüt eden bir âdet ve o sû-i ihtiyardan ve âdetin terkinden neş’et eden bir marazla ölüyorlar.”
(Lem’alar, On İkinci Lem’a).

Allah rızkı verir, fakat lüks yaşayacak şekilde yaşamaya dair rızık Allah’ın taahhüdü altında değildir. Fakat hayatta asgarî ihtiyaçlarını giderecek şekilde bir rızk -yukarıda da ifade edildiği üzere- Allah’ın taahhüt ettiği bir rızktır.

“Rûhu’l-Kudüs kalbime şu sözü fısıldadı: Hiçbir nefis rızkını tastamam almadıkça ölmez. Öyleyse Allah’tan sakının da rızkınızı güzel ve meşru yollardan arayın.”
(Suyutî, İtkan, I/59;  Aclûnî, Keşfu’l-hafa, I/231) mealindeki hadis-i şerif de bu gerçeğe işaret etmektedir.

“İnsanlar için ancak emeğinin karşılığı vardır.”(Necm, 53/39) mealindeki ayette işaret edildiği gibi, rızkın düzgün gelmemesinin altında yatan sebeplerden biri de insanların kendi tembellikleri veya yanlış yöntem kullanmalarıdır. Ayrıca başka insanların olumsuz tutumları sebebiyle de bu rızık yollarının bazen kapanması söz konusu olabilir. Bu dünya bir imtihan yeri olduğu için Allah, insanların yapacakları işlerinden sorumlu olmaları için onlara özgür irade vermiş ve yaptıklarına müdahale etmez. Nitekim, nice hayatlara son veren katiller var ve Allah onlara da karışmıyor..

Bu sebeple, zorunlu rızkın dışında kalan geniş rızkın gerçekleşmemesine yönelik bir çok sebepler vardır. Bütün bunların faturasını Allah’a çıkarmak imandan kaynaklanan tevekkül ve teslimiyete aykırıdır. Yukarıdaki hadiste yer alan “Allah’tan sakının da rızkınızı güzel ve meşru yollardan arayın” emrine uyalım ki, hem dünyada hem ahirette huzur bulalım.

Yine, “Ey iman edenler! Siz Allah’ı sayar haramlardan sakınırsanız, Allah size hakkı batıldan ayırdedecek bir anlayış kuvveti verir, sizin günahlarınızı örter, sizi affeder. Allah büyük lütuf sahibidir.”(Enfal, 8/29), “Kim Allah’a karşı gelmekten sakınırsa, Allah ona sıkıntıdan çıkış kapıları açar. Onu hiç ummadığı yerlerden rızıklandırır. Allah’a dayanıp güvenene Allah kâfidir. Allah buyruğunu elbette yerine getirir. Gerçekten Allah her şey için bir ölçü, her iş için bir vâde belirlemiştir.”(Talak, 65/3) mealindeki ayetlerin ders verdiği terbiye dairesinde hareket etmek bizim için hayatî önem arz etmektedir.

Ayrıca, açlıkla, yoksullukla imtihan da olabilir. Nice peygamberler ve evliyalar bu imtihana tabi tutulmuşlar. İslamın ilk yıllarında sahabeler sırf Müslüman oldukları için aç, açık bırakılmış işkenceye uğramışlardır. Bizler, kulluğa uygun olarak helal yollardan rızkımızı ararız, sonuca da razı olup, yeni bir heyecan ve azimle rızkımızı tekrar helal yollardan armaya deva ederiz. Kul olmanın gereği budur.

Şunu unutmayalım ki, hiç kimse Allah’a meydan okuyamaz. Hiç kimse Allah’a hitaben “Madem sen bana güzel bir iş bulmuyorsun, ben de senin yasaklarını dinlemem.”deme lüksüne sahip değildir. Allah’a karşı inat etmek, kırık el ile dövüşmek, başını örse vurmak gibidir.

İşte, Allah’ın taahhüd altına aldığı rızık ölmeyecek kadar olan rızıktır. Bundan fazlası insanın çalışma ve gayretine bağlıdır. Kanaatkar bir insan her yerde çalışabilir.

İlave bilgi için tıklayınız:

Rızık konusunda Allah’ın adaleti nasıldır?

Açlıktan ölüm yok deniliyor. Ancak dünyanın birçok yerinde insanlar açlıktan ölüyor. Bu çelişkiyi nasıl açıklarsınız?

Yazar : Sorularla İslamiyet

About

View all posts by

Bir Cevap Yazın